Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


EMPERYALİSTLERE GÜVEN OLMAZ


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 17 Ocak 2018
Geçerli Tarih: 23 Mayıs 2018, 17:35
Site: Görele Ekspres - Giresun - Görele Ulusal Haberleri
URL: http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=10882


ONLARLA BİRLİKTE YOLA ÇIKILMAZ Çıkılmaz kardeşim çıkılmaz... Emperyalistlerle işbirliği yapılıp yola çıkılmaz... Onların dostluğuna güven duyulmaz... Ne zaman dost, ne zaman düşman olacaklar hiç belli olmaz! Yani geçmişte siyasi bir büyüğümüzün de dediği gibi; "sabaha kadar aynı yatakta ayı ile birlikte yatılmaz!" Yahu bizi adam yerine koyup dinlemiyorsunuz!... Bari -bir zahmet- tarihin bin 900 yüzlü sayfalarını bir bakıverin! Eğer sayfaları çevirmek zor geliyorsa; bir bilenden dinleyin! Dinleyin bakalım sizlere neler anlatacak? Hadi ben yinede size bir kıyak çekeyim! Ve Kuvveyi Milliye Destanının Erzurum kongresinden sizlere bir kesit sunayım; (....) "İstanbul'da hanımlar, beyler, paşalar, Tül perdeler, kravatlar, apoletler, şişeler, Çıtı pıtı dilleri ve pamuk gibi elleri ve biçare telgraf telleri Devretmek için Amerika'ya Anadolu'yu Şöyle diyorlardı Erzurum'dakilere: "Bizi bir başımıza bıraksalar, Tarafgirlik, cehalet ve çok konuşmaktan başka müspet Bir hayat kuramayız. İşte bu yüzden Amerika çok işimize geliyor. Filipin gibi vahşi bir memleketi adam etti Amerika. Ne olacak, Biz de on beş, yirmi sene zahmet çekeriz, Sonra Yeni Dünya'nın sayesinde İstiklali kafasında ve cebinde taşıyan Bir Türkiye vücuda geliverir. Amerika, içine girdiği memleket ve millet hayrına nasıl bir idare kurduğunu Avrupa'ya göstermek ister. Hem artık işi uzatmağa gelmez. Çok tehlikeli anlar yaşıyoruz. Sergüzeşt ve cidal devri geçmiştir: Türkiye'yi geniş kafalı birkaç kişi belki kurtarabilir." ............. O zor yılların Kuvveyi Milliye öncüleri ülkeyi teslim etmek istemedi birkaç geniş kafalı kişilere ve; "Ya istiklal, ya ölüm" dediler... Zaten bu slogandan sonrada emperyalizmin üstüne yürüdüler... Ve dünyada yapılan -cephe savaşlarına- emperyalistleri ilk kez onlar dize getirdiler... Ancak emperyalistler ve onların ağababaları olan ABD bunları hiç unutmadı ve 'mandacılık' felsefesini hiçbir zaman terk edip rafa kaldırmayarak hep pusuya yatıp fırsat kolladı!... Cumhuriyet öncesi ve cumhuriyetin kurulduğu yıllarda ABD'nin Anadolu topraklarında 426 okulu, 17 misyoner merkezi ve 7 tane hastanesi vardı... Ve bu kurumlar her fırsat bulduğunda gizliden-gizliye misyonerlik yaparak; toprak ağalarını ve din tüccarlarını kışkırtmaya başladı. Örneğin bir dönem Şeyh Sait'i allayıp-pullayıp halkın içine saldı! Yetmedi; Alevi-Sünni çatışmasını çıkardı... ABD Patentli -makyajlı dostumuz- Atatürk'ün ölümünden sonra öylesine yakın dostluklar kurdu ki bu toprakların üzerinde!... Bin-bir düşlerle kurduğumuz Köy Enstitülerini kapatıp ve bir daha açılmamak üzere iş-birlikçileri ile birlikte kapılarına kilit takıverdiler... Nasıl kandırdılar ve nasıl ikna ettilerse bizimkileri; bir bardak USA marka süt ve bir yudum balık yağı uğruna!... Ve onların çıkarları uğruna ölecek askerler gönderdik Kore'ye! Her askerin ederi ise sadece ve sadece 23 Sent olmak üzere! Ve gittik öldük Amerikalı dostlarımız için! Ölenleri "şehit" geriye dönenleri "gazi" ilan edip, yakasına teneke madalyalar taktık!... Top, tüfek, tank ne satın alacaksak Amerikalı dostlarımızdan satın aldık... Fakat tüfeği satın aldıksa mermisini vermediler... Tanklarını satın aldıksa; mutlaka bir parçasını eksik verdiler! Çünkü kullanacağımız bu tank ve tüfekleri biz ülke çıkarlarımız için değil, sadece ve sadece ABD'li dostlarımızın çıkarları için kullanabilme iznimiz vardı... Örneğin, Kıbrıs Barış Harekatında satın aldığımız silahların bize kullanılması yasaklandı... İnanmayanlar olacak ama vallahi yasaklandı... Bütün dünya ülkelerinde huzur bırakmayan Amerika ve yahudi asıllı sponsoru G.Soroz ne diyordu Türkiye'ye gelince yüzümüze karşı; "Sizin bir tek ihraç maddeniz var, o'da askerleriniz" diyordu... Bir zamanlar Irak'ta askerlerimizin başına çuval geçirildiğini nasıl unutmamışsak, sanırım bunu da unutmamışızdır!... Bugün dünyada çıkarlarına yönelik taşeronluk yapacak silahlı terör örgütlerini kim kurup, kimler finansa ediyor? Son yıllarda ülkenin başına bela olan FETO örgütünü kimler besleyip, finansa ediyorsa onları da bu can dostumuz Amerika denilen ülke örgütlüyor desek, acaba yanlış mı demiş oluruz? Geçmişte ve hala Ermeni ASALA örgütünü de bunlar besleyip büyütmekle meşguller desek; acaba haksızlık mı etmiş oluruz? Sayfa ve zaman kaybını önlemek için hızlandıracak olursak; Afganistan'da Usama-Bin Ladin'i kimler besleyip büyütmüştü? Geçmişte Vietnam ve Kampoçya'ya kimler savaş açmıştı? Niye açmıştı? Afrika'nın kuzeyinden başlamak üzere 22 ülkeyi yıkıp, yeniden çeki-düzen vereceğiz diyen ülke hangi ülkeydi? BOP Projesi nadir ve niçin böyle bir projeye gerek duyulmuştur? "Arap Baharı" denilen 'bahar' hangi 'baharların' habercisiydi? Orta-doğu coğrafyası, peygamberler coğrafyası olmasına karşın, nasıl oluyordu da ABD denilen ülke bu coğrafyanın ülkelerine "Ilımlı İslam" gibi projeler üretebiliyordu? Her şeyden önemlisi, bu ABD projelerine hangi ülkeler ve hangi ülkenin liderleri, kanaat öncüleri işbirliğine gidiyordu? Vesaire, vesaire... Listeyi uzatın uzatabildiğiniz kadar... Bu sorular 'yanıta' muhtaç sorular değil mi Allah aşkına? Sonuç; Şu sıralar ABD güney sınırımızda Afrin derilen bölgede terör örgütleriyle işbirliği yapıp, ince hesaplar peşine düşünce, bizim kanaat öncülerimiz de nihayet ABD'nin gerçek yüzünü görmeye başladı... Ve ABD'nin ikiyüzlü olduğunu ilan ediyor! Doğru mudur-yanlış mıdır pek bilemeyiz ama verilen demeçlerle ve bangır-bangır yapılan konuşmalarla en azından belkide bize öyle geliyor! Yani bizlerin yıllar önceki tespitimizi, bugünün kanaat öncüleri yeni tespit ediyor... Olsun... Bu da bir gelişmedir!... Gecikmeli de olsa, buna da çok şükür! Onlar desin: AFRİN! Nihayet gerçekleri gördükleri için ben deyim: AFERİN! Çünkü; Emperyalistlere güven olmaz, Onlarla birlikte yola çıkılmaz...

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster