Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


DERELİ YÖRESİNDE HIDIRELLEZ GELENEĞİ


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 29 Aralık 2017
Geçerli Tarih: 20 Temmuz 2018, 11:37
Site: Görele Ekspres - Giresun - Görele Ulusal Haberleri
URL: http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=10857


Unutulmaya yüz tutmuş geleneklerden olan Hıdırellez kutlamaları, bozkır yaşantısının önemini kaybetmesi ve şehirleşme/sanayi olgusunun artışıyla birlikte eski dinamizmini kaybetmiş durumdadır. 21. Yüzyıla doğru tarım ve yaylacılığa endeksli hayvancılığın terk edilmeye başlanmasıyla, eski Türk geleneklerinin çoğuna artık bireyler zaman ayıramamakta ve bireylerin yaşam tarzları hızla değişmektedir. Bu değişim sürecinde pek çok gelenekte olduğu gibi, Hıdırellez inanış ve uygulamalarında da kültürel hafıza kaybı yaşanmaktadır. Türk dünyasında her yıl çeşitli tarihlerde, renkli gösterilerle kutlanan Hıdırellez, yazın gelişini, doğanın uyanışını temsil etmektedir. Hıdırellez’in her yörede farklı tarihlerde kutlanmasının nedeni ise Hızır İlyas’ın gezdiğine ve her yere farklı günlerde geldiğine inanılmasıdır. Anadolu kırsallarında asırlardır süren Hıdırellez kutlamaları; ritüel, gelenek ve uygulamalar bakımından bölgeler arasında bazı farklılıklar gösterebilmektedir. Bu farklılıkları gün yüzüne çıkarmak adına, bu yazıda Giresun’un Dereli ilçesindeki bazı köylerde yakın dönemlere dek süren, ancak yirmi birinci asırda eski heyecanını kaybetmiş olan Hıdırellez inanış ve uygulamalarına değineceğiz: Bahçeli (Geğrez) mahallesinde doğa bayramı olarak Hıdırellez’e büyük önem verilir. Son zamanlarda katılım çok olmasa da bu geleneği takip eden ve yaşatan aileler hâlâ mevcuttur. Hıdırellez günü Bahçeli, Sütlüce, Zıhran, Meşeliyatak, Çivriz, Kuşluhan ve diğer çevre köylerden insanlar, Zıhran köyünün yukarısındaki “Kuzgun” adı verilen tepede toplanır. Hıdırellez’i kutlamak için tepeye gidecek olanlar, birkaç gün önceden hazırlıklara başlar; yiyecek ve içecekleri tedarik ederler. Hıdırellez geleceği gece, 19 Mayıs’ta sabah erkenden Kuzgun’a gidecek olanlar bir araya gelir ve toplu halde yola çıkarlar. Neşe içinde bir yolculuk gerçekleştirilir. Kuzgun meydanına varınca hemen sofralar hazırlanır. Burada komşular yemeklerini, sofralarını birleştirerek birbirleriyle yiyeceklerini paylaşırlar. Mangallar yakılır. Oyun havaları çalınır, horon ve karşılama oynanır. Tüm çocuklar etrafta koşuşturup oyun oynarlar. Gençler futbol, voleybol veya yakan top oynarlar. Uzun zamandır görüşemeyenler şölen sırasında sohbet ederler. Tam bir şenlik havasında, akşama kadar eğlenilir. Ocak yerleri ziyaret edilir. Kuzgun tepesinin en yüksek yerinde bir ocak olduğu söylenir. Kimi insanlar buraya gidip dua eder, dilek diler ve ip bağlarlar. Neşe ve hareketlilik, dönüş yolunda da devam eder. Kuzgun tepesinden dönüşte mısır patlatılır ve patlamış mısırlar eldeğirmeninde öğütülür. Sonra bir tabağa koyulup üstünde iz çıkabilecek şekilde düzleştirilir. Gece dua edilerek tabak, yatağın başucuna konulur. İnanışa göre, eğer Hıdırellez geldiyse tabaktaki mısıra elini bastırır ve iz bırakır. Bu izin olması, o yılın bereketli geçeceği anlamına gelir. Bazı kimseler ise birbirine şaka amaçlı erkenden kalkarak tabağa elini bastırır. 20 Mayıs’ta halk, Aksu ağzına inerek Mayıs Yedisi şenliklerine katılır. Hıdırellez günü asla hiçbir bitkiye veya hayvana zarar verilmez. Hıdırellez, doğanın tatil günüdür. En ufak bir bitki bile koparılmaz. Hatta inekler bahçelerde otlatılmaz. Daha önceden hazırlanmış ot veya saman yedirilir. Kadınlar tarlalara girmezler. Hane adına ekim dikim yoktur. Yemek yapmak için gerekli sebzeler bir gün önceden toplanır, hazırlanır. Hıdırellez’de gündelik iş yapılmaz. Kadınlar, evlerini temizlemezler, örgü veya dikiş işleriyle uğraşmazlar. Erkekler, çalışmak için bahçeye veya tarlaya gitmezler. Hıdırellez’de kuru sebze veya tahıllardan oluşan bir karışım, yemek gibi pişirilir ve ağaç kovuklarına, taş aralarına serpilir. İnanışa göre, bunu doğaya ait ruhlar yerler. Yol kenarlarına ve mera gibi ortak kullanım alanlarına fasulye, mısır gibi bitkilerin tohumları atılır ve asla mahsulü alınmaz. Çünkü bunların “doğanın, kurdun kuşun hakkı” olduğuna inanılır. Hıdırellez günü hamile kadınların özellikle dikkatli olması gerektiği söylenir. Çünkü kadınlar doğaya zarar verirlerse, çocuklarının zarar göreceğine inanılır. Hıdırellez günü dikiş diken veya bitki koparan hamile kadınların çocuklarının sakat doğacağı söylenir. Bununla ilgili çeşitli hikâyeler, yörede sıklıkla anlatılmaktadır. Bu hikâyelerden biri, kısaca şöyledir: “Eskiden hamile bir kadın Hıdırellez gününü unutmuş ve elbisesini yamamış. Daha sonra Hıdırellez olduğunu hatırlamış, pişman olmuş ve diktiği yeri sökmüş. Fakat bebeği sakat doğmuş. Çocuğun tek gözü körmüş ve sanki göz kapağı dikilmiş gibiymiş…” (Kaynak kişiler: Hatice Çolak, 1964 Dereli-Bahçeli doğumlu; Mehmet Çolak, 1964 Dereli-Bahçeli doğumlu).

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster