Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


SEVAN NİŞANYAN’A GÖRE LİVİOPOLİS-2


Açıklama: Soru cevap faslını geçtiğimize göre, diğer hususlara değinme zamanımız gelmiş demektir.
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 19 Kasım 2017
Geçerli Tarih: 16 Temmuz 2018, 19:39
Site: Görele Ekspres - Giresun - Görele Ulusal Haberleri
URL: http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=10791


Soru cevap faslını geçtiğimize göre, diğer hususlara değinme zamanımız gelmiş demektir. Her şeyden önce beni en çok korkutan bir maddi hataya değinmek zorundayım. O da Sevan Nişanyan’ın Philokaleia hakkındaki yorumları. Büyük Pliny’nin bölgeyi anlatırken yapmış olduğu sıralamayı yanlış aksettirdiği gibi Philokaleia’yı da parantez içinde Espiye olmalı şeklindeki anlatımı gerçekten kafa karıştırıcı. Nişanyan’ın yaptıklarına ve yazdıklarına bakanlar, elbette benden çok ona inanırlar ve bu vahim yanlışlıklar dizisi de böylece tarihe nakşedilmiş olur. Kırk akıllı gelse düzeltemez sonrasında. O yüzden işin doğrusunu açık ve net bir şekilde ortaya koymamız tarihi bir sorumluluktur.

“Philokalea ve Görele” başlıklı yazımızda konuyla ilgili olarak söylediklerimiz oldukça açıklayıcı ve tatminkârdır. Yani Philokaleia ile Espiye arasında dağlar kadar fark vardır ve bu çok tehlikeli bir hatadır:

“Tarihsel Görele Coğrafyası içinde ilk kent yerleşimi Philokalia ve Koralla idi. Philokalia seyahat güzergâhlarında gösterilecek denli önemliyken, Koralla sadece bir kaleden ibaretti. Daha sonra durum değişti. Koralla önemli hale geldi. Liviopolis adıyla onurlandırıldı. Ondan sonraki süreçte Philokalia hafızalardan silindi, görünmez oldu. O bölgede yüzlerce yıl sonra, Türkleşme döneminde Elevi diye bir yer belirdi. Ta ki 1800’lü yıllarda yeni Görele kuruluncaya değin Philokalea unutuldu gitti. Bu dönemde Çepni Türklerinin Elevisi, antik Philokalia ve bütün mirasıyla Koralla, yeni ve modern Görele’de bir araya geldi.”

Büyük Pliny’nin tasvirini de buraya net bir şekilde aktaralım ki, derdimizin bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olduğu net bir şekilde anlaşılsın. Daha önce de kullanmış olduğumuz Adem Işık’ın Pliny tercümesini (Bkz. Görele ve Liviopolis başlıklı bölüm) tekrar buraya nakşediyoruz:

 

“Sideni ve Amisos’tan 120 mil uzakta olan Polemoniokus’u yıkayan Sidenus nehri daha sonra İasonius ve Melanthius nehirleri ve Amisos’tan 80 mil uzaklıkta Pharnakia şehri Tripolis nehri Philokolia nehri ve sınırı Liviopolis ve sınırı Pharnakia’dan 100 mil uzakta Trapezus serbest şehri ki burası dağlarla hapsedilmiştir.”

 

İşimizi kolaylaştırıp sıralamayı basitçe ve anlaşılır yapalım:

Pharnakia/Tripolis/Philokalia /Liviopolis/

 

Şimdi de Nişanyan’ın yapmış olduğu sıralamayı aktaralım: Pharnakia/Philokalia/Tripolis/Liviopolis/

 

Gördüğünüz üzere, en kolay anlaşılacak şekilde ortaya koyduğumuzda, üstat Nişanyan’ın Tripolis ile Philokalia’nın yerlerini karıştırdığını söyleyebiliriz. Philokalia; bildiğiniz üzere şimdiki modern Görele’nin sınırları içerisinde ve deniz tarafında yer almaktadır. Bu bölgedeki en eski yerleşim birimlerindendir./Elevi ise iç taraftadır/ Dolayısıyla Elevi’nin de Philokalia’nın da Espiye ile uzaktan yakından alakası yoktur.

Bir diğer sorunumuz ise Nişanyan’ın Strabon’da Liviopolis var demesi. Çünkü Strabon’da Liviopolis yer almamaktadır. Sadece bu bölgede kaleler olduğundan bahsetmektedir. Liviopolis adı geçse zaten, belki de pek çok soru cevabını doğrudan bulacak ve tartışmalara belki de yer kalmayacak. O yüzden, Strabon’un bölgeyle ilgili anlatımını da buraya koyuyor ve diyoruz ki Liviopolis, Büyük Pliny’nin anlatımında vardır, bir de Osmanlı arşiv kayıtlarında. Orada da Emecen Hocamızın bize bahşettiği “Liyopoli köyü” söylemi (K-6) ile yer alır.

Strabon’un o satırları (Bkz. Görele ve Liviopolis başlıklı bölüm) şöyledir:

 

“Amisos’dan kalkıp denizden kıyı boyu gidilirse; ilk önce Herakleia burnuna, ondan sonra Jasonion denen başka bir burna ve Genetes’e ve sakinleri Pharnakia’yı iskân etmiş olan Kytoros’a, ondan sonra şimdi harabe halinde olan İskhopolis’e ve ondan sonra orta büyüklükteki Kerasos’a ve Hermonassa yakınında Trapezus’a ve ondan sonra da Kolkhis’e gelinir.”

 

Modern Görele’ye ilişkin olarak söylemiş olduğu sözler de ne yazık ki hatalı bilgiler ile doludur. İşin aslı, hangisini nasıl düzeltmem gerektiği konusunda ben bile tereddüte düştüm. Sanırım, Nişanyan; Yavabolu’nun tam olarak neresi olduğunu bilmiyor, oranın Elevü ile aynı yer olduğunu düşünüyor. Oysa biz biliyoruz ki, Yavabolu, Beşikdüzü sınırları içinde yer almaktayken, Elevü, şimdiki modern Görele’nin hemen hemen merkezi durumunda bulunmakta. Bu durumda, üstadın sözleri sakat kalıyor. Yavabolu’nun bugün bile Yobol şeklinde anıldığı doğru, Görele’ye şimdilerde Elevü denildiğini pek duymadım ama yine de zaman zaman öyle denildiğini kabul etmekte bir sakınca yok. Genelde bizler, Görele merkeze Elevü değil, Çarşı ya da Yalı deriz. Belki Yalı deyişimizin aslı bu Elevü’den geliyordur, kim bilir? Lakin Elevü ile Yavabolu’yu aynı yermiş gibi göstermek çok sakıncalı bir durum, bunu bir kez daha özellikle belirtmekte fayda var.

Yavabolu adının eski Selçuklu ve erken Osmanlı kayıtlarında yer alması iddiası ise yok hükmündedir. Yavabolu denilen yerleşim birimi, daha önce belirttiğimiz üzere (Bkz. Yerini Kaybeden Şehir: Yavabolu başlıklı bölüm)  Emecen Hoca’nın araştırma ve incelemelerine göre 1583–1600 yılları arasında birdenbire ortaya çıkmıştır. Selçuklu dönemi ile bir ilgisi ve alakası söz konusu değildir. Lakin Yavabolu’ya yakın sayılabilecek bir bölgede, antik Görele Kalesinin (1 km. doğusu gibi) yakın civarında, yine Emecen Hoca tarafından tespit edilmiş ve Osmanlı arşivlerinde yer alan Liyopoli köy yerleşimi söz konusudur. Elbette ki bu köy yerleşiminin daha eskilere dayandığı ve muhtemelen Liviopolis olabileceği söylenebilir. Zaten “İki Şehir, İki Kale” tezinin savunucuları da bu yerleşim yerinden hareketle, Liyopoli köyünün söyleniş değişikliğine uğrayıp Yavabolu olduğu tezinden ilham alıyor ve antik Görele/Koralla’dan farklı, ikinci bir şehir olduğu savını ileri sürüyor.

Diyeceksiniz ki bunca yanlış şeyden bir doğru çıkar mı? Bazen tesadüfen böyle şeyler olabilir. Sevan Nişanyan Hocamızı eleştirmiyor ya da tartışmıyoruz. O; rüştünü, bilgisini, ilgisini ve samimiyetini ispatlamış değerli bir isimdir bana göre. Biz, sunulan bilgileri eleştiriyor, doğruya yönlendirmeye çalışıyoruz. Takdir edersiniz ki bizler bu dünyanın gelip geçici konuklarıyız, bugün varız, yarın yokuz. Geçmişten devraldıklarımızı ve kendi yapıp ürettiklerimizi gelecek kuşaklara devretmek gibi çok önemli bir sorumluluğumuz var. Bu açıdan baktığınızda, kültürel mirasların, fikir, iddia ve tezlerin de bir anlamı ve değeri var. Yani onların da gelecek kuşaklara taşınması, kayda değer bir önem arz ediyor. Kâinatın içinde yer alan dünyamızın gelmiş ve geçmişi ile ilgili her türlü bilgi ve belgenin değerli bir miras olarak korunması hepimizin sorumluluğu. Bir açıdan, dünyanın evrensel bir müze olduğunu ve bu müzeden, tıpkı bizim nesil gibi, gelecek nesillerin de faydalanması gerektiğini düşünmemiz mümkün. Zaten medeniyet dediğimiz şey de geçmişten alıp üstüne kattıklarımızdan ibaret değil midir?

Dolayısıyla Nişanyan üstadımızın görüşlerini eleştirebiliriz ancak saygıda da kusur etmeyiz.

***Liviopolis ve Görele başlıklı araştırma yazılarımızın güncelleştirilmiş olarak tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://books.google.com.tr/books?id=n6Y2DwAAQBAJ

Aydın Kulak

(Kaynak gösterilerek ve yazar adı belirtilerek kullanılmasında/alıntılanmasında bir sakınca yoktur.)

 

KAYNAKÇA:

K-1: Adını Unutan Ülke: Türkiye’de Adı Değiştirilen Yerler Sözlüğü / Sevan Nişanyan/ Everest Yayınları/İstanbul-2010/Erişim: Mart 2017/ http://www.worldcat.org/title/adn-unutan-ulke-turkiyede-ad-degistirilen-yerler-sozlugu/oclc/670108399

K–2: Görele-Koralla/Index Anatolicus/Erişim: Haziran 2012/ http://www.nisanyanmap.com/?y=Koralla&t=&lv=2&u=1&ua=0

K-3: Görele ve Liviopolis / Aydın Kulak/ Göreleekspres İnternet Sitesi/01 Temmuz 2012/Erişim: 21 Nisan 2017/ (Bu kitap içerisinde Görele ve Liviopolis başlığı altında yer almaktadır)  http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=5250

K-4: Kelimebaz / Sevan Nişanyan/ Propaganda Yayınları/24 Ekim 2013/Erişim: Nisan 2017/ Bu kitap, Sevan Nişanyan’ın Taraf Gazetesindeki Kelimebaz köşesinde 29 Ekim 2008-14 Aralık 2009 tarihleri arasında yayımlanan tüm makalelerini içermektedir/ https://books.google.com.tr/books?id=wU-jAQAAQBAJ&pg=RA1-PA48&lpg=RA1-PA48&dq=ni%C5%9Fanyan+g%C3%B6rele&source=bl&ots=jSiWmIStj0&sig=lcd6vvMFaYnMpPenH4Jkr7DZ9TA&hl=tr&sa=X&ved=0ahUKEwjYp9WyiLbTAhXUFsAKHTZuDm4Q6AEIKDAC#v=onepage&q=ni%C5%9Fanyan%20g%C3%B6rele&f=false

K-5: Ağır Kitap / Sevan Nişanyan/ Propaganda Yayınları/17 Mart 2014/Erişim: Nisan 2017/ Yazarın geniş bir derleme çalışması olarak takdim edilmektedir/ https://books.google.com.tr/books?id=fkEZAwAAQBAJ&pg=PT219&lpg=PT219&dq=ni%C5%9Fanyan+g%C3%B6rele&source=bl&ots=nHTcnaDuzr&sig=voe4GGBPgQl9Cd7D6Afgnvo6P70&hl=tr&sa=X&ved=0ahUKEwjYp9WyiLbTAhXUFsAKHTZuDm4Q6AEIKzAD#v=onepage&q=ni%C5%9Fanyan%20g%C3%B6rele&f=false

K-6: : Doğu Karadeniz’de Bir Vadi Boyu Yerleşmesi, Ağasar Vadisi: Şalpazarı-Beşikdüzü/Feridun Mustafa Emecen/Serander Yayınları/Trabzon–2010/Erişim: Eylül 2012/ http://www.simurg.com.tr/tr-tr/urun/tarih/21920/dogu-karadeniz-de-bir-vadi-boyu-yerlesmesi-agasar-vadisi-salpazari-besikduzu.aspx(Maalesef internet ortamında bulmanız mümkün değil. İlgileniyorsanız, satın almanız gerekecek.)


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster