Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


SAVAŞ YILLARINDA EYNESİL-GÖRELE YÖRESİ (5)...


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 28 Ekim 2017
Geçerli Tarih: 19 Kasım 2017, 11:37
Site: Görele Ekspres - Giresun - Görele Ulusal Haberleri
URL: http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=10757


Eynesil-Görele halkı, 28 Temmuz 1916’da Tirebolu istikametine doğru hareket etti. Aynı gün, Rus torpidoları Tirebolu’ya bombardıman yapmışlardı. Karaburun’dan Tirebolu’ya gelinceye dek yol kıyılarında ölüler, yaralılar, hastalar ve terk edilmiş çocuklar vardı. Tirebolu’ya ulaştıklarında en büyük sorunlardan biri de Harşit deresini geçebilmekti. Harşit deresinde köprü olmadığından ancak “kelek” denilen sallarla geçilebiliyordu. Muhacirler, derenin karşı yakasına geçebilmek için yağmurda aç, susuz ve hasta bir şekilde günlerce bekliyorlardı. Çoğu muhacir kadın burada, açlığına, hastalığına ve acılarına dayanamadığı için cinnet getirerek çocuklarını dereye attıkları bilinmektedir. Bu zor koşullarda Osman Ağa, 700 kişilik müfrezesiyle savaşa katılmış, gerilla hareketleriyle Rusları yıldırmıştı (Teoman Alpaslan, Topal Osman Ağa, Kum Saati yay., İstanbul 2007, s. 132-133). Görele-Eynesil halkı, bu dönemde Ruslara karşı sivil mücadele vermiş olsalar da onları durdurmaya güçleri yetmedi. Halkın bir kısmı muhacir oldu. Eynesil’den itibaren batıya doğru giderken çoğu açlıktan, hastalıktan ve eşkıya baskınlarından dolayı hayatını kaybetti. Eynesil ve Görele’den hareket eden muhacirler, Tirebolu kırsallarından dolanarak Espiye ve çevresine, Yağlıdere içlerine, Keşap ve Bulancak’ın köylerine yerleştiler. Örneğin, Eynesil’in Aralık köyünden gidenler, Bulancak’ın Giresun yakasındaki Rum mahallesine yerleşmişlerdi. Eynesil’den bir aile de Espiye-Keşap arasındaki Armelit civarına göç etmiş, burada hastalıktan yaşamını yitirmişti. Burada ölen Eynesillilerden üçü aynı ailedendir ve mezarları bugün halen Eynesil’deki yakınlarınca ziyaret edilmektedir. Armelit yolu üzerinde, Yolağzı’ndan itibaren 2-3 kilometre ileride, yolun sağındaki dikenlikte bulunan bu mezarlıktaki mezarların, yalnızca taşları bulunmakta, taşlarda isim yer almamaktadır. ‘Eynesil Muhacirleri Mezarlığı’ adıyla anılan bu alanın hemen yanına, orada yaşayanlarca yeni mezarlar konulduğu öğrenilmiştir. Bu mezarlardaki kişilerden üçünün, Eynesil’deki Çetinoğullarından Ali (Cin Ali) ve iki oğlu Hasan’la Mehmet olduğu bilinmektedir. Çetinoğlu Ali’nin kızı Eynesil’de hayatta iken bu üç mezarın yerini bilmekte ise de yakınlarından birine gösteremeden yaşamını yitirmiştir (Harun Çetin ile yapılan görüşme, 08.05.2017). Keşap’a bağlı Saraycık köyünde de Eynesilli muhacirlere ait mezarlar bulunduğu bilgisine erişilmiştir. Verilen bilgilere göre, Eynesil halkından Kavgacıoğlu Molla İbrahim’in hanımı, Çobanoğlu Hacı Tahir, Ekizaligilin Mehmed’in annesi, Fandikkızıoğlu Halil’in annesi ve Cansızoğlu İbrahim’in annesi, Keşap’a bağlı Saraycık köyünde “Garipler Mezarlığı” olarak anılan mezarlıktadır (Şükrü Çoban ile yapılan görüşme, 09.05.2017). Eynesillilere ait muhacir mezarlıklarından biri de Espiye’ye bağlı Yeniköy’dedir. 1916’da Rusların Eynesil’i işgal etmesi sonucu yaylalardaki halk Eynesil’e inememiş, Harşit-Gelevera üzerindeki alternatif yollardan Espiye’nin yüksek köylerine gitmişlerdi. Buralarda hayvanlarını kışlatmak isteyen Eynesilliler, hayvanlarını ve canlarını işgalin zulmünden kurtarmış olsalar da ölümden kurtaramamışlardı. O yıl davun (veba) salgını olmuş, Eynesil yaylalarından Espiye-Yeniköy’e yerleşen aileler hastalanarak yaşamını yitirmişlerdi. Eynesilli Tohmanoğullarından (Köseler) Temel, Halil İbrahim’in babası ve annesi, Bektaşoğullarından Ahmet Bektaş’ın babası Yeniköy’de hastalanarak ölenler arasındadır. Bunlar genellikle 1874-75-76 doğumlulardır. Mezarları, Yeniköy’de “Muhacir Mezarlığı” diye bilinmektedir. Mezarların hangisinde, Eynesil’den kimin yattığı bilinmemektedir (Mustafa Çakır ile yapılan görüşme, 08.05.2017). Muhacirlik, açlık ve açıklık demekti. Hiçbir şey üretemeden yaşamaya çalışmak, yiyecek ve giyecek ihtiyacını ancak şans eseri giderebilmekti. Eynesilli-Göreleli muhacirlerin dışında, Rusların ilerlemesiyle Giresun’un rahat bölgelerine göç eden çoğunluk, genellikle Rize ve Trabzon’dan gelenlerden oluşuyordu. Bunların bazıları yörede aç kaldıkça, yerli halkın mallarını gasp ediyordu. İnek, koyun, keçi, silah, para vs. ne bulsalar zorla alıyorlardı. (DEVAM EDECEK…)

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster