Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


GİRESUN’A ÖZGÜ BİR DEYİM: ÇİÇEK AĞASI


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 15 Ekim 2017
Geçerli Tarih: 19 Kasım 2017, 17:33
Site: Görele Ekspres - Giresun - Görele Ulusal Haberleri
URL: http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=10750


Giresun sahil kesimindeki köylerde yaşayan halk, 19. yüzyıl ortalarında artık küçük çaplı hayvancılığın yanı sıra tarım ve ziraat işleriyle de meşgul olmaya başlamışlardı. Esasında bu durum, Osmanlı’nın konargöçer Türk boyları üzerinde 18. yüzyılda uyguladığı iskân politikalarına temellenmişti. Türk boylarının eski dönemlerden beri “kendi kendine yeterlilik” fıtratında bir ekonomik sistemleri vardı. Göçebeler için neredeyse her uğraş “idarelik”, ancak hayvancılığa bağlı yaylacılık kalıcıydı. Önemle üzerinde durdukları bir tarım sistemi yoktu. Çünkü tam olarak yerleşik hayatı benimseyememişlerdi. 15.-18. yüzyıllar arasında Osmanlı arşiv kayıtlardan elde edilen bilgilere göre, yaylacı Türk kitleleri yayla-cenik (kışlak) yol güzergâhındaki pek çok yerleşik unsurun tarlalarına da zarar vermekteydiler. Bu durum, Cengiz Orhunlu ve öğrencisi Yusuf Halaçoğlu’nun Osmanlı’da aşiretlerin iskânı konusundaki çalışmalarında açıkça nakledilmiştir. Kışlakları sahil kesiminde bulunan Türk boyları, Giresun il sınırları dışında kalan pek çok yayla ve obada hayvancılık faaliyetlerini gerçekleştirmekte olduğundan, yaylacı Türklerin yayla ettiği bu “dağ köy”lerde yaşayan halkın, zaman içerisinde sahil insanına karşı olumsuz tavırlar takındıkları gözlemlenmişti. Bu durumun farkında olan yaylacı Türkler de onlara karşı olumsuz bir tutum sergilemeye başlamışlardı. Çünkü yaylacı Türkler, yaylalarında yani bu “dağ köylerde” yaşayan yerlilerin, yayla mevsiminin dışındaki zamanlarda sahile inerek geçimlerine hal çareleri aradıklarını bilmekteydiler. Bundan ötürü, onların tavırlarını hem geçici hem de yersiz bulmuşlardı. İşte bu noktada durumu özetlemek için, Giresun yöresine özgü bir yaklaşımla onlara “çiçek ağası” demişlerdi. “Çiçek ağası” olmalarından kasıt, yayla sezonu bitinceye kadar köylerine, yaylalarına gelen yaylacı Türklere sadece bir mevsim ağalık taslayıp, yılın diğer üç mevsiminde sahile inerek, ağalıktan vazgeçip onlara minnet etmesidir. Bu durum tespiti, sahil köylüleri tarafından asırlarca unutulmamıştır. Sahil köylerinde yerleşen halk, yaylalarda kendilerine “çayır ağalığı” yapan kırsal yerlilerin bu davranışlarına anlam veremezken, üstüne bir kızmakta ve içerlenmekteydi. İşte bu deyimin kökleri bu kadar derindir… “Çiçek ağası dediklerinin ağalığı çiçekler soluncaya kadardır” sözünü Giresun’un Eynesil ilçesi kırsalında hâlâ duymak mümkündür. Vargit çiçekleri açar, yayla mevsimi biter ve çiçek ağalarının ağalığı sona erermiş. Artık onlar için de sahile inip iş güç bulma, aş ekmek kazanma zamanı gelmiştir ve ağalık hizmetkârlığa dönüşmüştür… Elli yaş üzeri kimselerce bilinen bu deyim ve ortaya çıkış öyküsü, 2017’de tarafımızdan derlenmiştir. Dahasını araştırdığımızda yöre yaşlıları “çiçek ağası” dedikleri kimselerin karakteristik özelliklerini anlata anlata bitirememektedirler. Onların kısa süreli ağalıkları sonlandığında, kış kapıya dayandığında, evleri barkları yüksek karlar altında kalacağından, ağalığı rafa kaldırarak sahil köylerine çalışmaya, geçim yapmaya, barınmaya inmişlerdir. Sahile, marabalığa inip, daha sonra yerleşenler de vardır. Bunlar, yöre insanı tarafından “gelinti” diye ifade edilir. Çünkü sahil yaşamına adapte olmazlar ve asla sahil insanının yerleşik düzene özgü davranışlarını özümseyemezler. Bundan ötürü “gelinti” olarak adları üstlerinde hep mühürlenmiştir. Konuya dair bir de atasözü vardır Giresun’un doğu sahil köylerinde: “Gelintinin hayrı olmaz!”. Çünkü “gelintiler” her ne kadar uyum içinde görünseler de özgün dokuya hep mesafeli kalırlar, sahil köylülerine göre… Deneyim ve gözlemlere göre, çiçek ağalarının torunları eski geleneklerine bağlı olduklarından, bilinçaltlarının klasik komplekslerinden uzak nefes almayı becerememişlerdir. Özetle, “gelinti”nin ağalığını çiçeklerin ömrüyle eşdeğer tutan yaylacı Türkler, bu tespiti yaşarak deneyimlemişler, sonraki nesle bir mesaj bırakmışlardır… Giresun yöresine özgü “çiçek ağası” deyiminin Türk Dil Kurumu’nun yazılı kaynaklarına kaydedilmesi umuduyla…

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster