Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


ARİSTO’NUN DÜNYASI


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 06 Ekim 2017
Geçerli Tarih: 24 Kasım 2017, 12:22
Site: Görele Ekspres - Giresun - Görele Ulusal Haberleri
URL: http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=10744


Milattan önce 4. yüzyılda yaşamış Yunanlı bir filozof yönetiyor dünyayı bugün.

            Biz siyasetçilerin yönettiğini falan zannediyoruz ya, öyle değilmiş.

            Bu filozofun adı Aristo… Platon’un öğrencisi, Platon ölünce onun yerine geçiyor. Adamda yok yok! Kolay mı filozof olmak?

            Kolay mı 2000 li yıllarda bile dünyayı yönetmek.

            Özellikle felsefe üzerine eserleri var. Sadece felsefe mi? Fizik, gökbilim, mantık, siyaset ve biyoloji konularını kapsayan eserler ortaya koymuş M.Ö. 4. yüzyılda.

            Onun yaşadığı dönemde dünyaya Büyük İskender denilen bir Makedonya kralı hükmediyor. Anadolu dâhil, keşfedilmiş dünyanın nerdeyse yarısını yönetimi altına almış bir hükümdar. Bugünkü karşılığı, güçlü bir siyasetçi…

            Aristo bu hükümdarın hocası aynı zamanda. Büyük İskender her sıkıştığında hocasına akıl danışır ve onun siyasi felsefesini uygular.

            Büyük İskender’in önemli bir sorunu vardır. Bir konuda karar veremez.

            Sorun şudur: Fethettiği yerlerin ileri gelenlerini, yöneticilerini, siyasetçilerini, bilim adamlarını, komutanlarını ne yapacağını bilemez.

            Kafası karışıktır. Sürgüne mi gönderse, hapislere mi atsa, yoksa idam mı etse bilemez.

            Zor iş elbette, insan strese girer!

            Hemen Hocası Aristo’ya bir mektup yazar ve sıkıntısını anlatır. Hocam, bu sorunu çözseniz çözseniz siz çözersiniz der. Aristo da öğrencisi İskender’in bu sorununa binlerce yıl uygulanabilecek bir çözüm önerir.

            Derki: Sürgüne gönderirsen gittikleri yerlerde yeniden toparlanırlar, örgütlenirler ve bir süre sonra yeniden baş kaldırırlar. Çok uğraşırsın.

            Peki, hapse atsak! O da olmaz, hapiste militan yetiştirirler. İsyan çıkartırlar. Kontrol etmede çok zorlanırsın.

            O zaman en iyisi idam etmeli… Bunu da onaylamaz Aristo. Kıyım yaparsan gelecek kuşaklar sana karşı intikam duygusuyla yetişiler. Bu kıyım bir efsaneye dönüşür ve yeni yetişen nesil seni düşman beller. İntikam almanın peşine düşerler.

            Ama hocam bir şey yapmak lazım değil mi?

            Elbette yapmak lazım… O zaman, o zamanı şu:

            Aristo, bugün bile uygulanan o meşhur siyasi felsefesini açıklar.

            İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin. Böleceksin, ayrıştıracaksın. Şucu bucu diyeceksin. Ondan bundan diye sınıflandıracaksın. Gruplaşmalarını sağlayacaksın.

            Ve bunların birbirleriyle çatışmasını sağlayacaksın. Kavga ettireceksin, dövüştüreceksin. Aralarını açacaksın. Olmadık iftiralar üreteceksin. Senin için böyle diyor diyeceksin. Ondan alıp ötekine taşıyacaksın.

            Bu kavgalar ve dövüşler başlayınca da kendi hakemliğini önereceksin. Hatta inandıracaksın. Kabul ettireceksin. Ben sizi uzlaştırabilirim diyeceksin. Aranızı yapabilirim, barış sağlayabilirim diyeceksin.

            Ve sonra da anlaşmaya giden, barışa giden bütün yolları tıkayacaksın.

            İşte M.Ö. 4.yüzyıldan bugüne dünyayı yöneten siyasi felsefenin özü bu.

            Büyük İskender bu kadar önemli fetihlere rağmen dünyanın zevkini süremeden 33 yaşında ölmüştür. Aristo’nun felsefesini uygulamaya zaman bulabilmiş midir bilinmez ama bugün dünyayı bu siyasi felsefe yönetiyor ondan eminiz.

            En küçük insan toplumlarından en büyük ülkelere kadar yönetimde bulunanların uyguladığı bir yönetim şeklidir bu. Başarılı bir yöntem midir? Evet, yönetenler açısından mükemmel bir uygulamadır Aristo felsefesi…

            Çok uzağa gitmeye gerek yok. Şöyle yanı başımızda yaşananlara bakmak bile yeterli.

            Meğer insanlık ne kadar da gerideymiş değil mi, M.Ö. 4. yüzyıldan bugüne tek bir adım bile atamamış. Biz de hep ilerlediğimizi düşünürüz. Değilmiş meğer!

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster