Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


4 EYLÜL 1919- SİVAS KONGRESİNDEYİZ


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 05 Eylül 2017
Geçerli Tarih: 22 Kasım 2017, 00:27
Site: Görele Ekspres - Giresun - Görele Ulusal Haberleri
URL: http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=10706


BAKALIM NASIL BİR KARAR VERECEĞİZ

Bugün; 2017 yılının 4 Eylül'ü...
Ama biz bugün sohbetimizde 98 yıl öncenin 4 Eylül'ünden söz edeceğiz...
Yani Sivas'taki tarihi kongre binasının içine gireceğiz!
Ve kongrede kimler ne konuşmuş onları dinleyeceğiz!

Ancak bugünkü 'sohbet soframızda' Nazım Hikmet'de olacak!
Sohbetimize; Kurtuluş Savaşı Destanındaki anlatımıyla katılacak!
Ve ilk söz ustanın;

"Ateşi ve ihaneti gördük.
ve yanan gözlerimizde durduk
bu dünyanın üzerinde.
İstanbul 918 teşrinlerinde,
İzmir 919 Mayısında
ve manisa, menemen, aydın, akhisar;
mayıs ortalarından
haziran ortalarına kadar
yani tütün kırma mevsimi
yani, arpalar biçilip
buğdaya başlanırken
yuvarlandılar..."

Ustanın da 'destansı anlatımında' belirttiği gibi o tarihlerde ülkenin dört-bir tarafı öylesine sarılmıştı ki; kimin nereye yuvarlandığı belli değildi!...

İşte böylesine her şeyin birbirine karıştığı günlerde toplandı Sivas Kongresi...
İstanbul hükümeti aldatılmış!
Silah bırakışması yapılmış!
Vahdettin'i İngilizler teslim almış!
Millet dersen; iyiden-iyiye şaşırmış!
Kıyıda-köşede küçücük isyan ateşleri yanmaya başlamış!
Bu karışıklıklardan yararlanmak isteyen; İngilizler ve Amerikalılar ise ülkeyi kendi sömürgeleri yapabilmek için adeta yarış etmeye başlamış!
Velhasıl-kerim kimin ne yaptığı belli değil, her şey iyiden-iyiye birbirine karışmış!

İşte böyle bir zamanda toplandı Erzurum ve Sivas Kongreleri...
Sivas Kongresinin toplandığı tarih; 1919 yılının 4 Eylül'üydü...
Kongre delegeleri içerisinde; "Acaba mandacılığı mı kabul etsek, yoksa İngilizlere sömürge olmayı mı?" gibi kararsızlıklar içinde olan delegelerde vardı...
Ve bu atmosfer içinde kongre başladı...

Toplantıyı idare eden kongrenin başkanı; Mustafa Kemal idi...
Kongreye il ve ilçe temsilcileri olarak 24 delege katıldı...
Ancak bunun dışında gençliği ve okulları temsil eden gençlerde salonda yerini almışlardı...
Ve Mustafa Kemal kongrenin açılışın yaptı...
Delegeler sırayla konuşmaya başladı...
Mustafa Kemal hiç kimsenin konuşmasına müdahale etmeden dinliyor ve delegelerin konuşmalarını not alıyordu...
Ve delegeler konuşmalarını daha çok 'mandacılıktan' yana yapıyor ve 'mandacılık' teklifine sıcak bakıyorlardı...

İşte tam bu sırada heyecanına yenik düşen genç bir delikanlı (izin almadan) ayağa fırlayarak;
"Paşam görünen o ki; efendiler mandacılığı kabul etmekten yana görünüyorlar. Paşam, temsilcisi olduğum tıbbiyeliler beni buraya İstiklal davamızı başarmak için gönderdiler. "Mandayı kabul edemem...Bunu kabul edecekleri şiddetle reddederiz. Örneğin "manda" düşüncesini siz bile kabul etseniz. Sizi reddederiz. Mustafa Kemal'i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak ilan eder; şiddetle size de karşı koyarız!"

Salonda büyük bir şaşkınlık rüzgarı esmeye başları ve birdenbire ortalık sus-pus olur...
Salondaki bütün delegeler dalgın gözlerle Mustafa Kemal'e bakar.
Mustafa Kemal ise nemlenmiş gözleriyle ayağa kalkarak, salona;
"Efendiler, gençlik temsilcisinin görüşünü dinlediniz...Merak etme çocuğum, azınlıkta da kalsak 'mandacılığı' kabul etmeyeceğiz ve kesinlikle karşı çıkacağız.Onun için parolamız;Ya İstiklal, ya ölüm!

Bu genç delikanlının adı; Hikmet Boran'dır (Orhan boranın babası)
Eskişehir tıbbiye öğrencisidir...
Doğum yeri; Giresun'dur...
Şimdi birçoğunuz haklı olarak şaşıracaktır; "Yahu kardeşim bizim bildiğimiz Hikmet Boran Balıkesir-Savaştepe doğumludur" diye...
Doğru...
Gerçekten de Tıbbiyeli Hikmet Boran, Balıkesir-Savaştepe doğumlu...
Ama 1901 yıllarında Savaştepe'nin bir adı da Giresun'muş, bende yeni öğrendim...

Fakat söz Giresun'dan açılmışken, Sivas kongresine katılan dört delegenin ismini de söylemeden geçemem (O tarihlerde Giresun da bir ilçedir. Ve bugünkü İl mülki sınırlarına göre tarif edecek olursak;)
İl merkezinden; Dr. Ali Naci Duyduk
İl Merkezinden; Baytar İbrahim Muhsin Elgen
Dereli ilçesinden; Dr.Mahmut Cemil Şencan (Sarıyakup köyünden)
(o tarihlerden Şarkı-karahisar temsilcisi gitmiş ama Sivas'taki anıt listeye de 'Ş.Koçhisar' olarak kayıta geçmiştir.)
Tirebolu'dan; Yusuf Ziya Efendi.
( Alucra ve Şebinkarahisar'dan iki delege Erzurum kongresine katıldığı için onları bu listenin içinde yoktur)

Farkında olmadan sözü yine fazla uzatmışız...
En iyisi son sözü ünlü şairimiz Nazım Hikmet'e vererek bitirelim;

4 Eylül 919'da toplandı Sıvas Kongresi,
ve 8 Eylülde
Kongrede bu sefer
yine ortaya çıktı Amerikan mandası.
Ak koyunla kara koyunun
geçitte belli olduğu günlerdi o günler.
Ve İstanbul'dan gelen bazı zevat,
sapsarı yılgınlıklarıyla beraber
ve ihanetleriyle birlikte
bir de Amerikan gazeteci getirmiştiler.
Ve Erzurumlulardan ve Sıvaslılardan ve Türk milletinden çok
işbu Mister Bravn'a güveniyorlardı.
Bu zevata :
«İstiklâlimizi kaybetmek istemiyoruz efendiler!»
denildi.
Fakat ayak diredi efendiler :
«Mandanın, istiklâli ihlâl etmiyeceği muhakkak iken,»
dediler,
«Herhalde bir müzâherete muhtacız diyorum ben,»
dediler,
«Hem zaten,»
dediler,
«birbirine mani şeyler değildir
istiklâl ile manda.
Ve esasen,»
dediler,
«müstakil kalamayız böyle bir zamanda.
Memleket harap,
toprak çorak,
borcumuz 500 milyon,
vâridat ise 15 milyon ancak.
Ve Allah muhafaza buyursun
İzmir kalsa Yunanistan'da
ve harbetsek,
düşmanımız vapurla asker getirir.
Biz Erzurum'dan hangi şimendiferle nakliyat yapabiliriz?
Mandayı kabul etmeliyiz, hemen,»
dediler.
«Onlar dretnot yapıyor,
biz yelkenli bir gemi yapamıyoruz.
Hem, İstanbul'daki Amerikan dostlarımız :
Mandamız korkunç değildir,
diyorlar,
Cemiyeti Akvam nizamnamesine dahildir,
diyorlar.»
Ve böylece, bin dereden su getirdi İstanbul'dan gelen zevat.
Sıvas, mandayı kabul etmedi fakat,
«Hey gidi deli gönlüm,»
dedi,
«Akıllı, umutlu, sabırlı deli gönlüm,
ya İSTİKLAL, ya ölüm!»
dedi.
(Keşke bu kongrenin değerini Atatürk heykeline saldıranlarda bilse!)


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster