Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


ÇOCUKLUĞUMDAKİ RAMAZAN BAYRAMI


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 26 Haziran 2017
Geçerli Tarih: 19 Kasım 2017, 06:23
Site: Görele Ekspres - Giresun - Görele Ulusal Haberleri
URL: http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=10646


Ramazan ve Kurban Bayramındaki hazırlıklar genellikle aynıdır. Her iki bayram gelmeden önce günler öncesinden evler temizlenir.hamama gidilir. Birkaç evin bayanları akrabalar bir araya gelir,bulgurlar ayıklanıp çekilir,pancar (pezik) turşuları yapılır. Birbirlerine yardım ederek etli yaprak sarmasını sarar ve pişirirler. Sivas’ta meşhur kalbura bastı (hurma) veya bol cevizli sarığ burma tatlısı yapılır. İçerisinde yarma, nohut,kuru fasulye, çekirdekli siyah üzüm, çekirdekli ve çekirdeksiz sarı üzüm, incir, kayısı ve şekerden yapılan ve üzerine ceviz dökülerek soğuk yenen bayram çorbası ya da aşure pişirilirdi. Genellikle kuşbaşı etinin yer aldığı sebze yemekleri.Ayrıca Sivas’a özgü yarma, pancar, yoğurt, un ve yumurta ile pişirdikten sonra sıcakken üzerine tereyağının içinde kavrulan soğanın üzerine nane konarak hazırlanan karışımın üzerine boşaltıldığı (Sivas’ta bu karışıma sokarıç denir) meşhur Pancar Çorbası pişirilirdi. Her ev maddi gücünün yettiği oranda mutfak hazırlıklarını tamamlardı. Bayrama yakın tekrar bir ev temizliği daha yapılarak bütün işler Kadir Gecesi’nden önce bitirilirdi. Çünkü Kadir Gecesi iftardan sonra hanımlar da yine camiye gidip teravi namazını mutlaka kıldıktan sonra cami görevlilerinden yetkili birisi tarafından özel bölmesinde titizlikle muhafaza edilen Sakal-ı Şerif ziyaret edilirdi..

Arife gününden önce bütün hazırlıklar biter,arife günü çoluk çocuk ailece Sivas’taki Yukarı Tekke ve Halfelik’teki Kabristan ziyaretine giderek rahmetlik olan yakınlarımıza karşı görevimizi yerine getirmenin mutluluğunu hissederdik. Arife günü sabahı erkenden çocuklar komşularının kapısını çalarak Memmecimin Gıliği gezerler. Her çaldığımız kapıya da topluca bağırarak .

“Memmecimin havası,

Madelerin tavası,

Gökten rahmet,

Yerden bereket,

Amin Amin bir gılik” derdik.

Kapıyı açan ev sahibi de ya çocukların ellerindeki ince uzun oklavanın ucuna daha önce çarşıdan aldıkları ortası yuvarlak gıliği (küçük çapta simit) takarlardı ya da balon, şeker verilirdi.

BAYRAM NAMAZI VE BAYRAMIN İLK GÜNÜ

Arife günü akşamı ev halkı erken yatmaya gayret ederdi. Çünkü ertesi gün evdeki erkeklerin tamamı Bayram Namazı’na gideceklerdi. Erkekler bayram namazında iken hanımlarda evin işini tamamlar, etli yaprak sarmasının da mevcut olduğu bayram sabahının ilk kahvaltısını özenle hazırlardı. Çayı demledikten sonra evdeki erkeklerin camiden gelmesini beklerlerdi. Biz çocuklar ise babamız bayram namazından gelmeden uyandırılırdık.. Sabah gözlerimizi açar açmaz akşamdan başucumuzda hazır bulunan o zaman moda olan rengarenk basma elbisemizi giyer, babalarımızı beklerdik. Evin erkekleri bayram namazından gelmeden her iş bitmiş, kahvaltı hazır ve çoluk çocuk giyinmiş olurduk. Bu evin erkeğine saygıdan geliyordu. Erkekler bayram namazından eve gelir gelmez ev halkı birbirimizle bayramlaşırdık. Küçükler büyüklerin ellerini öper, büyüklerde küçüklere bayram harçlığı verirdi. Bizde o harçlıkların bir kısmını biriktirir diğer kısmıyla ise koşarak bakkala

gidip kâğıtlı şeker, gazoz ya da kenger sakızı alırdık. Kâğıtlı şeker o zaman pahalı olduğu için lükstü, evlerde az bulunurdu, bu yüzdende genellikle konuklara akide şekeri ikram edilirdi.

Bayramın ilk günü öncelikle aile büyüklerine ve yas evlerine gidilir. Ertesi günlerde ise eş, dost, akraba ziyaretleri devam ederdi. O yıllarda paralı taksi hem azdı, hem de çok pahalıydı. Belediye otobüsleri de yeterli olmadığı için genellikle her yere yürüyerek ya da faytonla gitmek tercih edilirdi. Bütün akrabalara mutlaka gidilirdi. Onlarda bize gelirlerdi. Her gelen misafirlere de daha önceden hazırlanan ikramlar sunulurdu. Eğer uzak mahalleden gelmişler ise mutlaka sinilerle sofralar hazırlanıp dolmalar, çorbalar ve tatlılar muhabbetle sunulurdu.Böylelikle eş,dost,akraba ilişkileri samimi ve sıcak olurdu.

Hafızamda kalan eski Ramazan Bayramını, o günlerdeki bayram sevinci ve coşkusunu, çocukluğumda Sivas”ta yaşadığım bayram anılarımı, o zamanki sıcak aile bağlarını, ramazanın özelliğini ve güzelliğini, sizlerle paylaşmaya çalıştım. O yıllarda uygulanan bazı önemli gelenek ve göreneklerimizi genç kuşaklara anlatarak bu güzel değerlerimize sahip çıkılmasını istedim. Ben bu güzel geleneklerimizi doyasıya yaşadım, halen de ailemde yaşatmaya çalışıyorum. Bu geleneklerimizin birçoğunun devam ettiğini ama bir kısmının da unutulduğunu üzülerek görüyorum. Bizler bu güzel geleneklerimizi yaşatıp, çocuklarımıza öğreterek onlara iyi örnek olursak, onlarda kendi kuşaklarında sürdürürler. Şu anda bazı aileler çalışmanın ve yorgun olmanın, ekonomik koşulların bahanesiyle bayramlarda evde oturup televizyon izlemeyi ya da kapılarını kapatıp il dışına çıkmayı tercih edip maalesef misafirden kaçıyorlar. Hal böyle olunca da ne yazık ki geleneklerimiz unutuluyor tabii. Bayramlarda aile büyükleri nerede olursa olsunlar mümkün olduğu kadar koşullar uygun olduğu sürece onları yalnız bırakmayıp yanlarına mutlaka gitmek gerekir. Zaten onlarda kendilerinden küçüklerin ve evlatlarının gelmesini dört gözle bekliyor olacaklardır. Çocuklarımız il dışındalar.Onlar gelemeyince boynumuz bükük kalıyor ve şöyle diyorum:

“Bayram gelmiş bana ne

Kan damlar yüreğime

Herkesin seveni gelmiş

Bayram benim neyime”

Ama bayramlarda çoluk çocuk yanımıza geldiklerinde ise bir kuş kadar hafif, bir çocuk kadar enerjik oluyorum. Gökyüzündeki bulutlar kadar nemli gözlerim bir anda kızgın güneşin parıltısına dönüşüyor.Çocuklarım gelince benim en büyük bayramım onlar oluyor. Bir başka yapıyorum etli yaprak sarmasını, çorbaları,hurmaları, aşureleri. Teknolojinin getirdiği internet ve cep telefonları ile şimdi bayramlar kutlanıyor ne acı..Hiç öyle kutlama olurmu?

İşte çocukluğumuzdaki bayramlardaki bu güzel ve anlamlı geleneklerimizin,eş dost,akraba,komşuluk ilişkilerinin,iyi ve kötü günlerdeki paylaşımların azaldığını gördüğümüz zaman da haklı olarak Hey gidi günler heyy!.. diyoruz.

SABİHA SERİN





Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster