Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


TÜRKÇE’MİZ NEREYE GİDİYOR...


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 02 Nisan 2017
Geçerli Tarih: 19 Kasım 2017, 17:33
Site: Görele Ekspres - Giresun - Görele Ulusal Haberleri
URL: http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=10521


Türkçe, TÜRKİYE TÜRKÇESİ olarak da bilinir. Altay dilleri içinde bir alt aile oluşturan Türk dillerinin Güneybatı ya da Oğuz koluna bağlı dil. Günümüzde Türkiye, Kıbrıs ve Rusya ile Avrupa’nın güneydoğusunda ve Ortadoğu’nun çeşitli kesimlerinde konuşulur.

Günümüzdeki Türkçe 11.yüzyıl sonlarında Selçukluların Anadolu’ya getirdiği Eski Anadolu Türkçesinden ve onu izleyen Osmanlıcadan türemiştir. Tarihsel açıdan genellikle üç dönemde incelenir:

1-Eski Türkiye Türkçesi ya da Eski Anadolu Türkçesi (13.yy)

2-Osmanlıca (14–20.yy)

3-Çağdaş Türkiye Türkçesi (20.yy)

Zamanla Arapça ve Farsçadan birçok sözcük ve dilbilgisi biçimi alan Türkçe Cumhuriyetin ilânından sonra devletin de desteğiyle sadeleştirilmiş, bu arada eski dilin yazımında kullanılan Arap alfabesinin yerini 1929 da Latin alfabesinden uyarlanan Türk Alfabesi almıştır.

Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk:

“Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve dilini yüceltmek için çalışır. Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir.” demiştir.

Yine bir sözünde ise:

“Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.” demiştir.

Son yıllarda ülkemizde ne yazık ki ulusça Türkçemizi doğru kullanmıyoruz.

Türkçemiz nereye gidiyor, dedim çünkü nereye gittiğini ben anlayamıyorum, bu sorunun cevabını bilen varsa, söylesin...

Neler oluyor ülkemize? Neler oluyor Türkçemize? Neler oluyor, neler?

Şimdi hemen yeni kuşaklar eleştirilecek değil mi? Hayır efendim, acele etmeyiniz. Henüz yeni kuşaklara gelene kadar Türkçemize zarar veren kimler yok ki... Birkaç diploma aldım, unvan sahibiyim diye büyük salonlarda güya konferans vermek üzere yüzlerce insana hitap eden, sözüm ona çok aydınım diye havalara giren, büyüklerimizi mi, yoksa yine her kademedeki eğitimcilerimizden bazılarının öğrencilerine ders anlatırken Türkçeyi iyi kullanmadıklarını mı? Güya devletin resmi televizyonu diye ciddi görünüm sergileyen ve hatta diğer özel televizyonlardaki haber spikerlerini mi, röportaj yapan sunucu ve davet edilen konukları mı, program yapımcılarından tutun da reklâmlara kadar, yerli ve yabancı dizilerdeki seslendirmeleri mi örnek versem acaba...

Öyle bir hâle geldik ki görsel ve yazılı basın da olmak üzere gün geçtikçe güzel Türkçemiz yavaş yavaş yok olmak üzeredir; ne acı, değil mi? Çok yazık, çok... Güzel ülkemizde bu yanlış gidişe ‘Dur!’ diyecek hiç mi sahip yok...

…

Bilhassa son yıllarda ülkemizde Türkçeye verilen zararlar Cumhuriyet’imizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kemiklerini sızlatmaktadır. Toplum olarak dilimizi doğru konuşup, doğru kullanıp, yeni kuşaklara iyi örnek olmadığımız sürece, sözüm ona ‘modernlik’ adı altında batıya özenip, kendimize örnek aldığımız yabancı kelimelerle dolu mağaza, market zincirleri açtığımız sürece daha da kötü günler bizleri bekliyor diye düşünüyorum. Nerede alış veriş yapsak, yerli değil yabancı müzik dinliyoruz. Canım bu kadar da olmaz ki! Türk Müziğimize ne oldu, bu kadar özenti neden? Oysa her yerde Türk kültürümüz,özümüz,Türk dilimiz kullanılmalı ve yaşatılmalı.

Sonra da çocuklarımız internette dahi saçma sapan konuşuyorlar diye çığlık atıyoruz. İlk önce kendimize bakalım, değil mi ama… Çocuklar fotokopi makinesi gibidir, ne görürse ve duyarsa onu uygularlar…

İşte sizlere bazı gençlerimizin internet konuşmalarından birkaç örnek. ( Ne acı, değil mi?)

İNTERNETE YAZDIĞI CÜMLE SÖYLEMEK İSTEDİĞİ CÜMLE

merba merhaba

nassin nasılsın

ban iyyiyem, san ben iyiyim, sen

narde okuyossuan nerede okuyorsun

kendine çok iyi bakıyosun tımam maa kendine çok iyi bak

sen şeakear misin nan sen şeker misin lan

yuh yavvv ay cittan yaanee nen şeakearsin nan ay sen şekersin lan

ban de çık mikarna yidm pehhh bende çok makarna yedim

hedi nan gudddd by.by.gşsrözzz haydi lan hoşça kal görüşürüz

Bunlar gibi daha birçok örnek verebiliriz. Şimdi bu konuşmada kim bay, kim bayan, ne anladık dersiniz...

İşte ne yazık ki bazı gençlerimiz, hatta büyüklerimiz de diyebilirim, Türkçeyi her yerde de böyle kullanıyorlar. Uzun söze gerek yok bence. En kısa zamanda Türkçemizi daha fazla hasar görmeden kurtarmalıyız ama nasıl?

Her şey den önce ülkemizde başta kırsal kesim olmak üzere eğitim kalitesinin yükseltilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bilhassa ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkemizi emanet ettiği genç kuşaklarımızı ak sütü ile ılgıt ılgıt emzirip büyüten, onları geleceğe hazırlayan yüce analarımıza her konuda değer verilmeli ve çok iyi eğitilmelidir.

Ne yazık ki halen Türkiye’de sekiz milyon hatta daha fazla kadınımız okuma-yazma bilmiyor. Eğitim gören 100 kadından ise sadece 2 tanesi yüksek öğrenim görüyor. Kadınların

% 40 ı görücü usulüyle evlenirken, % 30 u dini nikâhla, % 20 si ise nikâhsız yaşıyor. Kadınların % 55 ne doğum kontrolü uygulanırken, % 64 ü hamilelik döneminde doktor yüzü görmüyor, % 65 i eve gelen konuğa görünmüyor ki bu özellikle kırsal kesimde çok yaygın...

Anne olmak için ülkemizde yılda 2500 kadın hatta daha fazla kadın yaşamını yitiriyor. Berdel, başlık parası, töre ve namus cinayetleri, dayak, baskı ve gelenekler kadını hedef almaya devam ediyor. Türk kadını ülkesinde hak ettiği değeri görmüyor, korunmuyor ve yasal hakları yeteri kadar savunulmuyor. Kırsal yörelerimizdeki kadınlarımıza yeterli eğitim verilmiyor, aydınlatılmıyor, onlar hâlâ şiddet ve taciz görüyor...

Böyle olunca da üzgünüm ama Türkiye’de kadının adı hâlâ yok. Oysa ülkemizde yaşayan toplumumuzda her alanda eğitilmesi gereken öncelikli grup kadınlarımız,

annelerimiz olmalıdır diye düşünüyorum. Çünkü her alanda yeterli eğitim alamayan anneler

çocuklarına da gerek Türkçe konusunda gerekse diğer konularda sağlıklı eğitim veremeyecektir.

O hâlde Türkçe konusunda yeterli eğitim alamayan anneler daha beşikte iken Türkçeyi doğru kullanıp doğru konuşması gereken yavrusuna Türkçe konusunda nasıl eğitim verebilecektir...

Ayrıca yine son yıllarda büyük küçük herkeste ne yazık ki okuma alışkanlığı azalmıştır. Gazetelerdeki güncel haberler gazete alınarak değil, bilgisayardan okunmaktadır. İlk ve orta dereceli okullarımız ve yüksek öğrenim olmak üzere her kademedeki eğitimcilerimiz Türkçe ve okuma alışkanlığı konusunda yeni kuşaklara yeteri kadar destek olmamaktadır.

Öğrencilere verdikleri ödevleri öğrenciler farklı kaynaklardan araştırıp, okumadan bilgisayardan kopyalayarak öğretmene sunulan ödevleri eğitimcilerimiz kabul etmektedirler. Böyle olunca da yeni kuşak çocuklarımız ve gençlerimizde okuma alışkanlığı azaldığı için Türkçe konusunda yeterli bilgi donanımına sahip olamıyorlar, okuma alışkanlığı edinemiyorlar diye düşünüyorum. Oysa ne kadar çok kitap okunursa, ne kadar çok okuma alışkanlığı kazanılırsa, Türkçemiz de o kadar doğru kullanılacaktır.

“TÜRKÇE, AĞZIMDA ANNEMİN AK SÜTÜ GİBİDİR!” sloganını benimseyip, özümseyip Türkçenin doğru kullanılıp doğru yazılması, doğru konuşulması konusunda mücadele edilmeli ve daha fazla geç kalmadan olağanüstü gerekli önlemler alınmalı ve toplumumuzun eğitilmesi konusunda yoğun biçimde çalışılmalıdır.

Bu konuda elbette hepimiz, aileler ve eğitimciler olarak, kollarımızı sıvayacağız ve ilk önce kendimiz iyi örnek olup sonra da toplumdaki Türkçemizi zedeleyenler ile duyarlı yüreğimizle acilen mücadele edeceğiz. Aksi hâlde; torunlarımız da Türkçeyi tam algılayamadan batının kuklası olup, sözüm ona ‘modernlik’ adı altında kendi öz vatanını, toprağını ve Türk kültürünü, Türk dilini anlayıp özümseyemeden batının o acımasız kucağına düşecektir.

Saygılarımla..

SABİHA SERİN


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster