Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


İNGİLTERE'NİN BASRA İÇİN ÇIRPINIŞI


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 17 Ekim 2016
Geçerli Tarih: 18 Kasım 2017, 13:05
Site: Görele Ekspres - Giresun - Görele Ulusal Haberleri
URL: http://www.goreleekspres.com/haber/yazar.asp?yaziID=10215


Şiilerin yoğun yaşadığı Katif’te meydana gelen saldırıda intihar bombacısı ölürken, sonrasında Müslümanların kutsal kenti Medine’de Mescid-i Nebevi yakınlarında Ramazanın ayının son iftarında düzenlenen intihar saldırısında 7 kişinin hayatını kaybettiği, 5 kişinin de yaralandığı duyuruldu.

İki saldırının öncesinde ise, Cidde’de Amerikan Konsolosluğu yakınlarında düzenlenen intihar saldırısında saldırgan öldü, iki güvenlik görevlisi hafif yaralandığı için belki de çok önemsenmedi ama aslında bana göre diğer saldırıların da olduğu gibi çok önemli idi.

Saldırılarla ilgili bu yazımı tam bitirmek üzeri idim ki, Cidde’de ABD Konsolosluğu yakınındaki patlamanın önemli olduğu görüşümü destekleyen “Chilcot Raporu” haber basına düştü.

Şimdi, Suudi Arabistan’da 24 saat içerisinde 3 canlı bomba saldırısından, yola çıkarak, günümüzdeki ve tarihsel olaylara baktığımda, saldırıların; 1-Cidde’de; ABD ‘ye sen sesini çıkarma, 2 – Katif ‘te Basra bizim, 3 -Medine’de İslam’a meydan okuma, anlamlarına geldiğini düşündüğüm noktalara ve  “Chilcot Raporu”nun anlamına bakalım…

Cidde’de: ABD’ye sen sesini çıkarma!

Saldırıların destekçisi İngiltere olarak tahmin ettiğimden yazımın akışını da İngiltere üzerinden yapacağım.

İngiltere’de 15 Haziran 2009’da kurulan ve Irak İşgalini soruşturan komisyon, son raporunu açıkladı. Raporun amacı; Irak işgali öncesinde ve işgal sırasında yaşananlarda İngiltere’nin ve Tony Blair liderliğindeki döneminde hükümetin yaptıklarının meşrutiyetini bulmaktı. Raporda varılan sonuç ise, “Vardığımız sonuç İngiltere’nin 2003’teki Irak işgaline tüm barışçıl seçenekleri tüketmeden katılmayı seçti. Askeri harekat son çare değildi.” Raporu hazırlayan Soruşturma Komisyon Başkanı John Chilcot, 2003 yılında Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in yakın bir tehdit oluşturmadığını ve o dönemde Irak’ı işgal etmeye gerek olmadığını belirterek, Irak’ın sahip olduğu söylenen kitle imha silahlarının İngiltere’ye yönelik tehdidi hakkında muhakemelerin gerekçesiz bir kesinlikle ilgililere aktarıldığını açıkladı. Chilcot, Tony Blair’in, “İşgal sonrasındaki sorunları önceden bilmek mümkün değil” görüşü red edilerek, işgalden sonra karşılaşılan sorunların “öngörüldü”ğünü söyledi.

Blair ile söz de kendisini döven İngiltere, Blair’in ABD’nin Irak hakkındaki kararlarını etkileme kabiliyetini de gözünde büyüttüğünü belirtip aslında topu ABD’ ye attı. Ve raporda da: “Rapor, çok kötü giden bir askeri müdahalenin anlatımıdır” ifadelerini kullandı.

Böylece yayınlanan haberlere de baktığımız da: Blair teşvik etti ve destekledi fakat o kadar da ABD’yi etkileyecek kabiliyeti yok. Askeri müdahaleyi de çok kötü olarak niteleyerek ABD’ nin yaptığı savaş/işgali “başarısız” olarak niteledi. Bu saptamalarının anlamı nedir?

İngiltere hem Süveyş geçişini, hem de yönetimde olan hükümet olarak ülkeye sözde öz eleştiri yapıp bölgede özellikle körfezdeki ülkeler önünde güven sağlamak istiyor. Daha önce “Denizden Brexit” yazımda belirttiğim gibi,İngiltere Akdeniz girişi ve Akdeniz’de gücünü kaybederken, dolayısıyla Süveyş kanalı da zora giriyor. Çünkü körfeze ulaşmanın çırpınışında olan İngiltere için Hint Okyanusu’na çıkmak çok önemli.

Bağdat’taki saldırılar ve Katif

Irak’ta Şiilere yönelik olarak yapıldığı öne sürülen, Irak’ın başkenti Bağdat’ın merkezinde Şiilerin yoğun yaşadığı Karrada Bölgesinde 2 Temmuz’da bomba yüklü araç ile intihar saldırısında 250 kişi hayatını kaybetti, 200 kişi yaralandı. Terör saldırısını IŞİD  üstlendi. Ülkede üç gün ulusal yas ilan edilirken Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum Irak’ın terör saldırısından dolayı Ramazan Bayramı kutlaması yapılmayacağını ilan etti. Irak İçişleri Bakanı Muhammed Gabban istifasını sundu.

Gerçekten de diğer saldırılara da baktığımız da Şiilere yönelik saldırı olarak algılanıyor;

Sonra söz edeceğim Osmanlı’nın zafer ile çıktığı, 29 Nisan 1916’daki İngilizlerin Kut-ul Amare yenilgisinin ertesi günü, 30 Nisan’da Bağdat’ta Şii hacılara yönelik saldırıda 19, Şii milislere yönelik saldırılarda da 2 kişi ölürken, Irak’ta siyasi kriz boyut değiştirdi. Patlayan canlı bombalardan sonra Irak’ta dini lider Mukteda el Sadr’ın destekçilerinden oluşan bir grubun parlamentoyu bastığı bildirildi.

11 Mayıs’ta Şiilerin yoğun olarak yaşadığı Sadr bölgesinde bomba yüklü aracın patlatılması sonucu ise 50 kişi hayatını kaybetti, 60 kişi de yaralanmıştı.

Şiilerin yoğun yaşadığı Suudi Arabistan’ın doğusunda, İran’ın karşı kıyısında Basra Körfezi’nde bulunan Katif saldırısı da “Basra bizim” dercesine idi!

Medine’de İslam’a meydan okuma

Aslında kutsal şehirlere ilk saldırı değildi. Hatırlarsak, Mescid-i Haram’da  tavaf alanı genişletme çalışmalarında kullanılan vinçin yıldırım düşmesi sonucu  devrilmesi ile 132 kişi hayatını kaybetti, 238 kişi yaralanması olayı vardı. Bunu da planlanmış bir olay olarak düşünüyorum. Suudi Arabistan İçleri Bakanı da son iki yıl içinde Suudi Arabistan’da “teröristler 26 saldırı düzenledi” diye bir açıklama yapmıştı.

İngiltere’nin stratejisini elimden geldiğince anlamaya çalıştığımda aklımın bir köşesinde duran İngiltere Devlet Başkanı Cameron’un “Doğrudan saldırmayız” sözü en çok hatırladığım oluyor. Son olan saldırılarda da körfez ve üzerinde oynanan oyunlara baktığımda İngiltere’yi başrollerden biri olarak gördüğümden bu lafı aklımda tutarım. “Doğrudan saldırmayız” ne zaman söylendi ona bakalım.

Ayn el Arab ( Kobani)’a gitmek üzere basın açıklaması yapmak için toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi 300 gencin bulunduğu Suruç / Şanlıurfa’da Amara Kültür Merkezi’ne 20 Temmuz 2015’te düzenlenen intihar saldırısı haberi ile uyanmıştık. Maalesef bu hain saldırıda 32 vatandaşımız yaşamını yitirirken, 100 den fazla kişi de yaralandı. Suruç’ta yaşanan vahşetle aynı gün yayınlanan bir haberde Cameron, ülkesinin Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı yürütülen mücadele konusunda “sorumluluk üstlenerek” daha fazla adım atmak zorunda olduklarını söyleyerek şöyle devam ediyordu: “Suriye ve Irak’ta halifeliğin yok edilmesi için çalışacağız, bundan şüpheniz olmasın.”devamında da söylediği ilginçti; “İngiltere ve ABD’de, gençlerimizin zihinlerini zehirleyen aşırılıkçı ideolojilere de doğrudan saldırmayı.”

Şimdi Suudi Arabistan’da 3 ve Irak’ta meydana gelen diğer canlı bomba saldırıları sonrası, “Chilcot Raporu” yayınladığı tarihlerde İngiltere ve Fransa’da neler oluyordu.

İngiltere Fransa

Somme Muharebesi’nin yüzüncü yıl dönümü olan 1 Temmuz’da düzenlenen anma etkinlikleri için Thiepval’de Kraliyet ailesinin de katıldığı, Fransız – İngiliz askerleri için yapılan “Somme anıt-müze-mezarlık” kompleksinde François Hollande ve İngiltere Başbakanı David Cameron bir araya geldi. Anma sonrası gazetecilere açıklamada bulunan Hollande, AB’de olmanın avantajları olduğunu ve referandumda hayır oyu veren İngiliz halkının kaybettikleri avantajları düşünme aşamasında olduklarını ifade ederek, “Fakat karar verildi, verilen karardan dönülemez ve ertelenemez, şimdi kararın sonuçlarını düşünmek gerekir.” Dedi. Önceki bir tarihte de Hollande, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, İngiltere’nin AB ile ortak tarihinin bittiğini söyleyerek, Avrupa’nın yoluna devam edeceğini, tüm dünyanın AB ile ilgili gelişmeleri izlediğini ve ayrılma kararı konusunda kaybedecek zamanın olmadığını söylemişti.

Peki Somme Muhaberesi nedir?

Somme Muhaberesi 1 Temmuz 1916 – 18 Kasım 1916 tarihleri arasında Fransa’da Fransız ve İngiliz komutanlarca gerçekleşti.

İngilizlerin ilk kez tank kullandıkları Somme Muhaberesi’nde, Almanlar Verdün ( Fransa )’ü alıp İngiltere, Fransa arasındaki Manş Denizi’ne kadar ilerleyerek, Fransa ve İngiltere arasındaki yardımlaşmayı engellemek istiyordu. 1. Dünya Savaşının en kanlı çarpışması sonunda 500 binden fazla kayıp verildi. Fakat Fransa’nın zaferi ile sonuçlandı.

İngilizler Somme’de Fransızların yardımı ile kurtulduğu muhaberenin başlangıcından 2 ay önce de, 29 Nisan 1916’da 4 ay üç gün süren Bağdat’ın 160 kilometre güneyinde Kut’ta ( Irak ) Osmanlı’nın zaferi ile sonuçlanan “Kut-ul Amara” zaferi ile büyük yenilgiye uğradılar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bize unutturulan zafer diyerek, 100’üncü yılında dikkatimizi çektiği “Kut-ul Amare”nin anılmasında yaptığı konuşmada:“…bu zaferi inkar edemeyecekler. Yıllarca bizlere unutturmaya, hafızalarımızdan tamamen silinmeye çalışılan bu zafer, aynı zamanda ülkemizdeki çarpık tarih anlayışını da gözler önüne sermektedir.”

Halil Paşa ise, 29 Nisan 1916’da da zafer kazanıldığında 6. Ordu’ya Arslanlar! Diyerek yayınladığı mesajında; “Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Osmanlı sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”

İngiltere’nin yenilgisi için de İngiliz tarihçi James Morris ise, Kut’un kaybını “Britanya (İngiltere) askeri tarihindeki en aşağılık şartlı teslimi” olarak tanımladı.

İngilizlerin Irak’ta amacı ne idi;

İngilizler Bağdat’a doğru ilerlerken Kut öncesi 22 Kasım 1914 tarihinde üç amaçla Osmanlı toprağı Basra’ya çıkarma yaptı.

İlk iki amacı; İngiliz İmparatorluğu’nun can damarı olan Hindistan yolunu hakim olup, güvenceye alınması ve Irak-İran petrol kaynaklarının kontrolünü elinde tutmak,

Bu iki amaç bugün: özellikle Şiiler üzerinden Katif ve Irak saldırıları.

Üçüncüsü ise; İngiliz nüfusunu Irak’tan itibaren Arap coğrafyasına yayıp, Arapları Osmanlı aleyhine döndürmeyi amaçladı.

Bu amacın devamı da bugün: Tahminim Şiilerle Sunniler arasında karışıklığa neden olup bölgede hakimiyetini kurmak istemesi.

Şimdi !

İngiltere, “Somme”de olduğu gibi Fransa’yı yanına alarak “Kut-ul Amare” yenilgisini unutturmak istercesine, – çünkü Somme Muhaberesi’nin bitişi 18 Kasım, çok uzak bir zaman olurdu- 1 Temmuz’da biz ayaktayız diyerek 1. Dünya Savaşı’nın en kanlı savaşı sonrası kazanılan “Somme Savaşı”nın başlangıç günü “Hollande, Cameron ve Kraliyet ailesi” ile Thiepval anıtında ölen 500 bin kişi için saygı duruşunda bulundu.

AB den çıkış “Brexit” açıklaması yaparak da aslında İngiltere’ye “Somme”de olduğu gibi tekrar sahip çıktı.

Tabii Kut-ul Amare yenilgisi ile de kaybettiği, 2003’teki Irak işgali ile tekrar denediği bölge hakimiyeti için kendini temize çıkarması gerekiyordu. Bunun içinde önce ABD’yi Cidde saldırısında uyarıp, bertaraf etmek için de birkaç gün sonra da “Chilcot Raporu” sonucunu duyurarak bölgede güven kazanmak istiyor.

Bu arada IKBY ( Irak Kürt Bölgesel Yönetimi) ve Merkez Irak durumlara sessiz de kalsa, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Barack Obama ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi ve Suriye’de ortak askeri işbirliği konusunda anlaştı. Bu da İngiltere için sürpriz olsa gerek ! Suruç olayı olduğunda zamanda Cameron’un dediklerini hatırlarsak, körfez güçlü bir filoya sahip ABD ile aralarında danışıklı dövüşte olabilir!

Bu nedenlerledir ki; Bütün saldırıları IŞİD üstlense de, “Basra” da hakimiyet kurmak adına Kut-ul Amare ve Irak İşgali’ndeki başarısızlıkları ile yenilgiye doymayan ! “İngiltere’nin Basra için çırpınışı” diyebiliriz!


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster