01 Eylül 2010, 08:15
HES'e karşı mücadelenin dedesi öldü
HES'e karşı mücadelenin dedesi öldü
Antalya Kumluca'da HES'e karşı mücadelenin sembolü 84 yaşındaki Ahmet Türkkan HES çalışanlarına saldırdığı gerekçesiyle karakolda ifade verdikten sonra kalp krizi geçirerek öldü SERKAN OCAK (Arşivi) İSTANBUL- Ahmet Türkkan, 84 yaşındaydı. Üç yıl öncesine kadar Antalya Kumluca’ya bağlı Alakır Vadisi’nde kendi cennetinde huzur içinde yaşıyordu. Alakır Çayı’ndaki su değirmeninde yıllarca değirmencilik yaptı. Yakınlarının anlattıklarına göre, Alakır’daki onlarca su değirmeninin içinde en güzel un, Ahmet amcanın öğüttükleriydi. Alakırlı Ahmet amcanın üç yıl önce keyfi kaçtı. Alakır’a yalnız yaşadığı evinin yakınlarına hidroelektrik santral kurmak isteyenlerle büyük bir mücadeleye başladı. Ancak ömrü yetmedi. Karacaören köyündeki evinin yakınlarında 11 Ağustos’ta ölçüm yapan HES çalışanları ile tartışan Ahmet amca, Jandarmalık oldu. HES çalışanları 84 yaşındaki Türkkan hakkında kendilerine saldırdığı gerekçesiyle şikâyette bulunmuştu. Jandarma, 17 Ağustos’ta Ahmet amcayı ifadeye çağırdı. Türkkan Jandarma’nın ‘arabanız var mı? sorusuna ‘evet, bir adet el arabam var’ cevabını vermişti. Ancak Ahmet amca karakoldan köy kahvesine döndüğünde hakkında söylenenlere çok kızmıştı. Sinirliydi. Saat 15.00 sıralarında ifade veren Ahmet amca, dört saat sonra evinde kalp kirizi geçirdi ve öldü.
Doğa savaşçısıydı Türkkan, Alakırlılar için bir simgeydi. HES mücadelesinin de en önde gelen isimlerdendi. Karacaören Köyü Kültür, Doğa, Turizm Derneği Başkan Ahmet Başar, Karacaköyü’nün yerlilerinden olan Türkkan hakkında şunları söylüyor: “Her lafa verecek tatlı bir çift sözü muhakkak olurdu. Çok zeki bir insandı. Sürekli espri yapardı. Son üç yıldır başımıza gelen bu HES belası için uğraşıyordu. Doğanın yok olmasını asla kabul edemedi. Bana en son şunu söylemişti: ‘Ben 80 yaşındayım. Kendim için bir şey istemiyorum. Vadiden başka gidecek bir yerim yok. Gençlerin çocukların geleceğinden endişe ediyorum. Onlara kurumuş bir vadi bırakamayız’. Ahmet amca herkese yardım eden ulu bir çınardı. 17 Ağustos’ta Jandarmaya gitmesine çok kızmıştı. Bu üzüntüye kalbi dayanmadı.” Dernek Başkanı Başar, HES ile ilgili yeni bir gelişmeyi öğrendiklerinde Ahmet amcanın zaten iki saat öncesinden haberi olduğunu söyleyerek şu anısını anlattı: “Burada yerel bir gazete var. HES firmalarından reklam aldığı için ‘HES’lerin yararlı olduğuna dair’ yazılar yazıyor. Bir gün gazetenin sahibi, ‘Bunak değirmenci ne anlasın elektrikten’ diye bir yazı yazdı. Ahmet amca benim aracılığımla gazetenin sahibine bir söz iletti: ‘Lüzumsuz lambaları söndürsün o zaman elektrik üretmeye gerek kalmaz!” Türkkan’ın HES aleyhine yapılan bir mitingde söyledikleri yerel bir gazeteye şöyle yansımıştı: “Varlık içinde yokluk çekmek istemiyoruz. Alakır Vadisi’nde 100 yaşına kadar yaşamak istiyorum.” Türkiye Su Meclisi’nin mail grubunda da Türkkan hakkında şu sözler yer aldı: “Değirmenci Ahmet amcamız, hayatı boyunca Alakır suyunun gücüyle öğüttüğü unla büyüdüğü için açıktı zihni. Cesurdu eylemi. Onu satın alamadılar, kandıramadılar. Ve yine gelmişlerdi ve yine direnmişti tüm canlılar adına. Kalbi dayanamadı artık. Döndüğünde köyüne, o çok sevdiği ve son nefesine kadar korumaya kendini adadığı Alakır’ın kenarında kavuştu sadık yarine. Son nefesini bile verirken aklının ve cesaretinin kaldırdığı ama artık bu olup bitenlere karşı kalbinin kaldıramadığı o anda, hâlâ özgürce akan Alakır’ın sesi kulaklarındaydı. Tüm bu olup bitenlere karşı bu karanlık duyarsızlık içinde yitip giden sözde genç olanlara bir ışık olasın... Selam olsun ardında bıraktığın aydınlığa. Alakır özgür akacak! Her birimiz Anadolu’nun her vadisinde son nefesimizi verinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz. Ahmet Türkkan, ‘Alakır’da 100 yaşıma kadar yaşamak istiyorum’ derdi. O artık sonsuza kadar Alakır’da yaşıyacak.” *SATILMIŞ BAŞKAVAK HES’çiler masum değil Başbakan Rize’nin İkizdere ilçesinde HES açılışında yaptıkları ve söyledikleri 8 AKP iktidarının hak hukuk tanımamada geldiği noktanın göstergesidir. HES’e karşı çıkanları istismarcılıkla ve rantçılıkla suçlayan başbakanın asıl davası devam eden HES’in açılışını alelacele yapması asıl istismar ve rantçılıktır. Açılış bahanesiyle referandum da evet demeleri için çalışma yürütmek asıl istismarın kendisi değil midir? Rantın ortaklarının HES projeleriyle akan her suyun 49 yıllığına kiralanmasını satış olarak görmemeleri çok doğaldır. Fakat gelinen noktada bu bir satıştır ve suyun kullanım hakkı 49 yıllığına enerji şirketlerine verilmektedir. Yani dün gürül gürül özgürce akan sular, bugün ve yarın artık şirketlerin HES tribünlerinden akacak. Satılmıyorsa neden akarsularımız uzunluğu 50 km’leri bulan kanal ve tünellere alınmaktadır. İşte bu nedenle de suyumuzu ele geçiren enerji şirketleri tribünleri dönsün diye suyu yatağına bırakmadıkları için deneme üretimine geçen İkizdere HES nedeniyle dere yatağı kilometrelerce kurumaktadır. Sivas’ta Kızılırmak suyunun HES’çilere verilmesi ne kadar masumdur. Şarkışla Saraç köyünün çıkışında, Çepni kasabasının tarım alanlarının başladığı yerde kanala alınan Kızılırmak suyu 24 km sonra yine Çepni Kasabasının arazisinin bitişinde ırmağa akıtılmaktadır. Koca bir kasaba ve on binlerce dekar tarım alanı, buradan geçimini sağlayan binlerce Çepni’li insan suya hasret bırakılacakken bu duruma karşı çıkanları suçlayan AKP yöneticileri asıl masum değildir. Asıl dereye yada ırmağa su bırakılacağı koca bir yalandır. Çünkü HES’çiler su bırakmıyorlar. Tepkiler olmasın diye Can suyu bırakacaklarını söylemektedirler. Gelişmiş ülkelerde suyun en az 1/4 ‘ü yatağında bırakılırken ülkemizde ancak (1/50) ellide biri kadar su bırakılması gündemdedir. Bunun anlamı şudur akarsularımız şirketlerin kanal yada tünellerinde akarken, bu güne kadar bu sulardan faydalanan börtü böcek, kuşlar, hayvanlar ve köylüler ise su yatağındaki can suyu! kurumasın diye ellerini havaya açacak. Asıl rantçılık onlarca yıllığına şirketlere kiralanan akarsularımızdan, derelerimizden üretilecek elektriğe birde 20-30 yıl alım garantisi verilmesidir. Asıl istismar ülke enerjisiz mi kalsın laflarıyla halkın yurtsever duygularını sömürmektir. Ülkemizin çeşitli yerlerinde çalışmaları süren termik santraller nedeniyle narenciye bahçeleri yok olacak üretici köylüler olarak, Derelere kurulan HES’ler nedeniyle iklim yapısı değişecek, Karadeniz’de çay bahçeleri kuruyacak, kivileri susuz kalacak, fındıklıkları solacak üretici köylüler olarak, İçanadolu’da Kızılırmak ve Yeşilırmak boyunca buğdaydan, arpadan, çeltiğe bağdan bahçeye geçimini sağlayan üretici köylüler olarak, AKP’den öncede üretiyorduk, AKP’den sonrada üreteceğiz. Bu topraklar, bu hava, bu sular ülkenin ve halkın ortak mallarıdır. Satılmasına, kiraya verilmesine ve elimizden alınmasına karşıyız. Ekmeğine, toprağına ve geleceğine sahip çıkan biz üretici köylüler hiçbir zaman çevrecinin daniskası olmadık ama çevreyi savunduk. Çocuklarımız Amerikalarda okumadığı için savunduk. Gemilerimiz olmadığı için, on yılda trilyonluk servetlerimiz birikmediği için savunduk. Bundan sonrada savunacağız. Toprak, su ve hava üretmek ve yaşamak için insanın en doğal ihtiyacıdır. Bu nedenle bunların kirlenmemesi ve satılmaması için her zaman mücadele edeceğiz. * Tüm Köy Sen Eğitim ve Örgütlenme Uzmanı
Haberi Ekleyen: Mehmet R. Aksu
Bu haber 237 defa okunmuştur.
|
KADINLAR KULÜBÜ

Yeni Aşkın Zorluğu
SIIR KÖSESI

Sabiha Serin'in Yorumuyla Bayrak Şiiri
RÖPORTAJ

İmparatoriçe'nin Parıldayan Cenneti: Görele
DOKTORUNUZ'A SORUN

Esmer Yosunun sırrı?

AVUKATANIZ'A SORUN

Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru nasıl yapılacak?

HAVA DURUMU
|
Istanbul
16 / 20 °C
|
Ankara
11 / 23 °C
|
Giresun
12 / 25 °C
|
Trabzon
17 / 25 °C
|
Samsun
12 / 22 °C
|
|